brokoli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
brokoli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

DR.UĞUR GÖĞÜŞ KANSERE KARŞI GIDA REHBERİ


ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Dr. Uğur Göğüş'ün, son yıllarda dünya genelinde görülme sıklığı artan çeşitli kanser türlerinden korunma ve tedavi sürecinde tüketilmesi faydalı olan besinlerle ilgili "Kansere Karşı Gıda Rehberi" isimli kitabı çıktı.

Göğüş, Pehlivan Yayınlarından piyasaya sürülen kitabında, kansere doğrudan etkisi olan gıdalar, beslenme türünün kanserle ilişkisi, seçilecek gıdaların tüketilmesi ile kanserden korunma yolları ve tedavi sürecinde hangi yiyeceklerin tüketilmesi gerektiği gibi birçok konuya açıklık getiriyor.
KİTAPTAN ALINTILAR
>>Soya fasulyesi ve soyalı ürünlerde bulunan soya proteinler, hayvansal proteinlerin kalitesine yakın bitkisel protein grubunu oluşturuyor ve içindeki "daidzein" ve "genistein" maddeleri özellikle prostat ve göğüs kanseri riskini azaltıyor, kontrol altına alıyor.
>>Brokoli, karnabahar, beyaz lahana gibi iç içe yapraklı, dallı ve köklü sebzeler de içindeki "isotiyonat" adlı maddenin etkisiyle kanser oluşumunu engelliyor. Bu madde, en çok brokolide bulunuyor.
>>Kansere karşı korunmada, sebze ve meyvelerin, kabuk, zar, sap, çekirdek gibi sindirilmeyen kısımlarını oluşturan lifli gıdaların tüketilmesi gerekiyor. Bu nedenle özellikle mide ve bağırsak kanserinden korunmak için patates kızartırken kabuklarının soyulmaması, elma, şeftali, domatesin kabuklu tüketilmesi öneriliyor. Çünkü, lifler sayesinde kanserojen maddelerin bağırsaklardan emilerek kana karışması ve diğer organlarda kanser oluşturma riski azalıyor.
>>Bitkisel yağların kızartmalarda çok az ve bir kez kullanılması, ayrıca sucuk, salam ve ızgara yapılan gıdaların sık tüketilMEMESİ gerekiyor.
>>İçerdiği Omega 3 yağ asitleri dolayısıyla kansere karşı koruyucu olan balık tüketilmesi, günde 8-10 adedi geçmeyecek şekilde kabuklu yemiş yenilmesi, havuç, domates, soğan, sarımsak, kereviz, enginar ve semizotunun mutfakta bol kullanılması, sütsüz bitter çikolata tüketilmesi ve sentetik östrojen hapları yerine soya ve soyalı ürünlerdeki bitkisel östrojenlerin tercih edilmesi, hazır turşu, ekmek, kek ve çorba gibi gıdalardan uzak durulması, un, tuz ve şekerin olabildiğince az tüketilmesi gerekiyor.
Dr. Uğur Göğüş Sitesi : http://www.metu.edu.tr/~gugur/index.htm

VİTAMİN DEYİP SAKIN GEÇMEYİN

Prof.Dr.Osman MÜFTÜOĞLU

Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam arzusu, daha formda olma isteği şimdi hepimizi daha çok etkiliyor. Spor salonları aerobik egzersizler yapanlarla, yürüyüş parkurları sabah sporuna çıkanlarla dolu. Şimdi daha dikkatli besleniyor, daha iyi uyuyor, stresin zararlarını daha çok önemsiyoruz. Vitamin, mineral, besin desteği ve bitkisel ürünleri kullanarak 'iyiden de iyi' olma ve vücudumuzun hastalıklara karşı direncini artırma isteği ise bütün bu çabaların beklenen sonucu. Kullanacağınız besin desteklerinin güvenilirliği hakkında en doğru bilgileri, bu ürünleri size öneren doktorunuzdan, ilgili üretici firmadan ve ürünün etiketinden elde edebilirsiniz. Tamamlayıcı kullanırken önerilen güvenlik önlemlerini dikkatli okumalı, özellikle devamlı kullandığınız reçeteli bir ilaç da varsa, bu ikisi arasında bir etkileşim olasılığını doktorunuza danışmalısınız. İşe daima basit bir programla başlamanız, tamamlayıcıların kullanımını, ilk birkaç ay sadece 2-3 temel ürün ile sınırlayıp, ne kadar süre ile ve ne sıklıkta kullanmanız gerektiğini iyice öğrenmeniz yararlı olacaktır. Bu desteklerin kullanımına ilişkin biraz daha bilgi edinmek istiyorsanız aşağıdaki önerileri dikkate almalısınız.
Besin destekleri ile reçeteli ilaçlar arasında bir etkileşim olabilir.
En güvenli yol, bedeninizdeki değişimleri iyi gözlemleyerek, fark ettiğiniz herhangi bir yan etkiyi, şüphelenilen tamamlayıcının kullanımını hemen keserek doktorunuzla konuşmanızdır. Stres, uykusuzluk, ádet dönemi gibi bazı faktörler de bu ani şikayetlerde rol oynayabilir.
Tamamlayıcılar herkeste aynı yararı sağlamaz.
Tamamlayıcılar hakkında popüler dergilerde, gazetelerde, internette birçok bilgi bulabilirsiniz. Arkadaş çevrenizden çekici öneriler gelebilir. Birinin bir tamamlayıcıdan fayda görmüş olması sizin de faydalanacağınız anlamına gelmez. Her bilgi güvenli olmayabilir, o tamamlayıcının etkili ve emin olduğunun ispatı da değildir. Özellikle internet üzerinde ulaştığınız bilgileri dikkatle sorgulamalısınız. Herkesin farklı olduğunu ve oldukça farklı beslendiğini, bu nedenle de farklı ihtiyaçlarının olduğunu unutmamalısınız. E vitamini, C vitamini, B vitaminlerinin çoğu (niasin gibi), magnezyum, kalsiyum ve birçok şifalı bitkiler (milk thistle, çinko, sarmısak, zencefil gibi) yan etkileri en iyi bilinen, en çok kullanılan ve en iyi araştırılan desteklerdir.
Besin desteklerinin de kullanımları sürelidir.
Çoğunlukla, tam tahıllar, baklagiller, kabuklu yemişler, çekirdekli yemişler, taze meyve-sebzeler ve su içeren bir diyet uyguluyorsanız, fazladan besin desteği kullanmanıza gerek yoktur. Sadece stres altında olduğunuz dönemler ve uzun yolculuklar gibi sağlıklı bir beslenme uygulamadığınızda tamamlayıcı almanız yeterlidir. Stres altındaysanız, günde ikiden fazla alkollü içecek, sigara veya birkaç fincan kahve içiyorsanız, daha fazla C ve E vitaminleri ve diğer antioksidanlardan kullanabilirsiniz. Fast-food besinlerle, hızla geçiştirilen, düzensiz bir diyet uyguluyorsanız bir miktar antioksidan almanızda yarar olabilir.
Tamamlayıcılar günün hangi saatinde alınmalıdır?
Tamamlayıcı almak için en iyi zaman, almayı anımsadığınız zamandır. Belirli bir kullanma programınız yok ve anımsamada sorununuz varsa, her gün almanız gereken tamamlayıcıları vitamin kutusu olarak belirlediğiniz bir kutuya koyarak göz önünde bir yerde tutmanız yararlı olabilir. En iyi sonuçlar için, sabah kahvaltısı ve akşam öğünüyle alın. Sadece günde bir kez kullandıklarınızı, sabahları kahvaltı ile birlikte kullanın.
Tamamlayıcıları yiyeceklerle mi, yoksa ayrı mı alacaksınız?
Vitamin ve mineral tamamlayıcılarını genellikle öğünlerle birlikte alın. Sindirimin aktif olduğu sırada tamamlayıcının emilimi de en üst düzeyde olur. Ayrıca mide-bağırsak rahatsızlığı olasılığı bir hayli azalır. n Miktarı önemli mi?Bazı tamamlayıcıların uzun süreler yüksek dozlarda kullanımı zararlı olabilir. Uzun süreli kullanımlardan düzenli olarak daha hafif veya orta dozlarda kullanım önerilir. Yeni başladığınızda ilk birkaç günde hassasiyeti kontrol edebilmek için, tavsiye edilen en düşük dozu almak daha iyi olur. Canlı-enerjik ve sağlıklı bir yaşam için besin desteklerini doktorunuzun önereceği süreler ve dozlarda 'optimum günlük miktarlarda' kullanmanızı öneriyoruz. n Ne kadar süre kullanmalısınız?Yeni bir tamamlayıcının sonuçlarını birkaç gün ile birkaç hafta sonra görebilirsiniz. Ancak, soğuk algınlığı gibi akut durumlar için, bitkisel otlardan oluşturulan formüller veya çinko pastilleri hızla rahatlık sağlarken, uzun süreli rahatsızlıklarda (artrit veya sindirim bozuklukları gibi) önerilerden bir yarar sağlanabilmesi için birkaç hafta geçmesi gerekebilir (Glikozamin, antioksidanlar).
Tamamlayıcıların da kalitesi önemlidir.
Her tamamlayıcı kaliteli ve güvenli midir? Cevaplaması en zor soru budur. Çünkü üretici firmalar ürünü oluşturan unsurları ve kaynaklarını genellikle açıklamak istememektedir. Ancak, şu noktayı bilmeniz size yol gösterebilir: Büyük firmalar standardı düşük veya saf olmayan unsurlardan oluşan ürünleri kullanmaya pek cesaret edemezler.
Nasıl muhafaza edeceksiniz?
Güneş ışınları, sıcak ve nem besin desteklerinin etkinliğini azaltabilir. Serin, karanlık ve kuru bir yerde saklamak daha iyidir. Nemli olduğu için banyoda, şişe açıldıktan sonra da buzdolabında saklamak doğru değildir. Açıldıktan sonra buzdolabında saklanan ürünlerin içinde zarar veren nem yoğunlaşır. Şeffaf olmayan bir kutuda saklamaya çalışın ve kapağının sıkı kapalı olduğundan emin olun.
En iyisi hangisi?
Fiyat, ürününün en iyi olduğuna karar vermeniz için her zaman güvenilir bir yol değildir:
Sadece fiyatına göre ürün seçmeyin! İçerikleri aynı, markaları ve fiyatları farklı birçok besin desteği vardır. Fiyatı, içeriğinin de kalitesinin de göstergesi olmayabilir. Kullanıma başladıktan sonra bir süre hep aynı ürüne devam edin. Fiyatı nedeniyle ürün değiştirmek çoğu kez doğru değildir.
Alacağınız ürünler hakkında bilgi toplayın.
Reklamlardan ve tezgahtarlardan fazla etkilenmeyin! Kataloglardan, internetten alışveriş yapmayın. Hormon kelimesi ihtiva eden hiçbir ürünü kullanmayın.
Süper tamamlayıcılardan uzak durun! 'Ekstra güçlendirilmiş' ibarelerle pazarlanan tamamlayıcılar tavsiye edilen günlük miktarları oldukça aşan dozlarda vitamin ve mineral içerirler. Bunlar vücudunuzda birikip tehlikeli olabilirler. Veya fazlasını vücudunuz dışarı atabilir, paranız boşa gider.
Sahte ve cezbedici bilgilere kanmayın. 'Doğal veya organik' ürünlerdir diye iddia edilenleri asla önemsemeyin. Çünkü 'doğal'ın ne anlamda kullanıldığının standart bir tanımı da güvenirliliği de yoktur. Doğal tamamlayıcıların pek çoğu gerçekte bol bol sentetik besinler içerebilirler.
Son kullanma tarihini kontrol edin. Etiket üzerindeki son kullanma tarihi geçmişse veya yakınsa daha uzun süreli bir başkasını arayın.
Büyüme hormonu salgılatıcısı olarak pazarlanan, ağız yolu ile kullanılan gençlik iksirlerine asla itibar etmeyin. Bu ürünlerin sizin yaşam sürenizi değil, üretici firmaların banka hesaplarını uzatıp büyüttüklerini unutmayın.
Her yıl bir bitkinin 'trendy' hale getirilip 'her derde deva ürün' olarak pazarlandığını unutmayın.
EN GÜÇLÜ ANTİOKSİDAN BESİNLERDEN YARARLANIN
En iyi antioksidan besinler ve ihtiva ettikleri antioksidanlar şu şekilde sıralanabilir:
Somon balığı (E vitamini, selenyum, çinko)
Ton balığı (E vitamini, selenyum, çinko)
Alabalık (E vitamini, selenyum, çinko)
Kuruyemişler (E vitamini, selenyum, çinko, magnezyum)
(Ceviz, fındık)Kuru çekirdekler (E vitamini, selenyum, çinko, magnezyum)(Ay çekirdeği, kabak)Brokoli (E vitamini, C vitamini, antioksidan, flavanoidler)
Domates (E vitamini, C vitamini, antioksidan)
Karpuz (E-C vitaminleri, glukofisin/sistein, krom, çinko)
Havuç (Beta-karoten, C vitamini)
Biber (C vitamini, krom)
Ispanak (C vitamini, flavanoid, antioksidanlar)
Tahıl tohumları (E vitamini, krom, çinko)
UNUTMAYIN
Her bireyin gereksinimleri farklıdır. Bu gereksinimler; kişinin ne kadar stres altında olduğu, nasıl beslendiği, genel sağlık durumunun ne olduğu, ilaç-alkol-şeker veya diğer gıdaları ne sıklıkta tükettiği gibi çok farklı etkenlerle ilişkilidir.
KAÇININ
Tek tip ürün içeren tamamlayıcılardan da multi-ultra high desteklerden de mümkün olduğunca kaçının! Tek tip vitamin ve mineral içeren tamamlayıcıları (özellikle vitamin A, D ve demir gibi) doktorunuz önermeden kullanmaktan kaçının.
YETİNİN
Besin desteklerinin çok farklı form ve tiplerinin birarada ve yüksek dozlarda alımı da toksik olabilir; istenmeyen yan etkiler oluşturabilir. Sadece size önerilen kombinasyonlarla yetinin.

BESLENMEDE GEREKLİ 10 ÖNEMLİ BESİN KAYNAĞI


1) Tatlı patates (Sweet potatoes)- Patatesin bir türü- karatenoid (carotenoids), fiber, potasyum ve vitamin C kaynağıdır.


2) Tam tahıldan yapilan ekmekler. Tam tahıldan yapılmış ekmek, çok miktarda posa, vitamin ve mineral içeriyor.Bunlar beyaz undan yapılmış ekmekte bu kadar bulunmuyor.


3) Brokoli. Vitamin C, karotenoid (carotenoids) ve folik asit kaynağıdır.


4) Çilek. Vitamin C ve fibre için mükemmeldirler. Organik yetiştirilmiş çilek, zararlı tarım ilaçlarının kalıntılarını taşımadığı için tavsiye edilir. Organik çilek tüketin.


5) Kavun A ve C vitamin kaynağıdır. (özellikle Cantaloupe kavunu)


6) Ispanak ve karalahana vb. Kalsiyum, posa ve vitamin C kaynağıdırlar.


7) Turunçgiller (portakal, mandalina vb.) vitamin C fibre ve folik asit.


8) Tam Yulaf. Tam yulaf (Amerika'da satılan "oatmeal" dedikleri malzeme.) Yulaftan kurabiye yapabilirsiniz, yağsız yoğurda karıştırıp yiyebilirsiniz,süt ile pişirerek içine meyve ve fındık ceviz ekleyip çok besleyici bir kahvaltı haline getirebilirsiniz.


9) Yağsız süt veya %1′den az yağ içeren sütte olabilir. Kalsiyum, vitaminler ve protein kaynağıdır.


10) Baklagiller. Mercimek (yeşil ve kırmızı), bezelye, börülce, bakla, fasulye (kırmızı veya beyaz) hepsi protein, demir ve fibre kaynağıdır.